Ben fakir bir adamım. Medine'de yaşarım. Üstüm başım pek düzgün değildir. Bazen yoksulluktan küçücük görünür dünya gözüme. İçimi derin bir hüzün kaplar. Sabah akşam çocuklarıma ne yedireceğimi, nasıl bir binek hayvanı alacağımı düşünürüm. Bu kadar üzüntünün arasında gülmek aklıma bile gelmez.
Böyle üzüntülü günlerimden birinde, "bir binek hayvanım olsa ne iyi olur, bütün eşyalarımı sırtımda taşıma derdinden kurtulurdum" diye düşünüyordum. Birden aklıma süper bir fikir geldi. Sıcak çölde yağmur, bir çöl meyvesi kadar güzel bir fikirdi. İçimi bir güven kapladı. Canım efendim, sevgili peygamberim benim bu derdime mutlaka çare bulurdu. Hemen koşa koşa ona gittim. Öyle koşmuştum ki; zaten terliksiz olan ayaklarım iyice acımıştı. Peygamberim, çevresinde arkadaşlarıyla oturmuş onlara güzel şeyler anlatıyor, onların sorularını cevaplıyordu. Bunları yaparken öyle tatlı dilliydi ki; bir anne kadar şefkatle bakıyordu onların yüzüne. Onu dinleyenler de sessiz ve dikkatle, nerdeyse hiç kıpırdamadan dinliyorlardı. Sanki kafalarına bir kuş konmuştu da, uçacaktı kıpırdasalar. Yanlarına gidip selam verdim. Tebessüm ederek selamımı aldı. Hemen yer gösterdiler bana. Bir derdim olduğunu anlamıştı her zamanki gibi. Cesaret verdi söylemem için.
- Yâ Resulallah, benim bir binek hayvanına ihtiyacım var, yüklerimi kendim taşımaktan yoruldum, dedim.
Benim üzgün halime baktı ve:
- Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?, diye sordu. O kadar üzüldüm ki, yavru bir deve ne işime yarardı.
- Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?, dedim sitemle. Dünyalar güneşi efendimiz benim bu sözüm üzerine gülmeye başladı ve:
- Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?, dedi.
Hay Allah! Bu çok doğruydu. Ben bunu nasıl düşünememiştim. O gün orda olanlar ve ben onun bu zekice esprisine çok güldük. Peygamberim böyleydi işte. Bütün dertlerimizi dinleyen, onlara çare bulan, üstelik arada sırada yaptığı ince esprilerle yüzümüzü güldürendi. Çok vakur, çok heybetli ve oldukça ağırbaşlıydı; ama benim gibi kimsenin iltifat etmediği fakirlere, küçük çocuklara böyle tatlı espriler yapıp gönüllerini alan eşsiz bir güneşti. |