Anasayfa
Binbir Bulut Masalları
Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana
Deneme Bir Kii
Beyaz Mikrofon
Tavşanlı Makas
Kahkaha Ağacı
BB Kitaplığı
Kahkaha Ağacı

Peygamberim Gülünce: Paha Biçilmez Esirimiz

Yazan: Sümeyra Solmaz

Oyna oyna bitmiyor oyunlarımız. Çölde kum, bizde oyun... Oyun oynarken ağaçlar, taşlar, kumlar her şey bize oyuncak, herkes bizim oyuncumuz olur. Olur ama mahsusçuktan tabi. Mesela bazen yoldan geçen bir yolcu, haber taşıyan bir casus olur ve biz de onu takip edermiş gibi yaparız. Bazı yolcuları da esir alır, fidye vermezse asla serbest bırakmayız.

Esir almacılık herkesle oynanmaz ha! Bazen kızıverebilir esir aldığımız amca ya da teyze, gümbür gümbür bağırarak dağıtıverir çil yavrusu gibi hepimizi. Ortada ne oyun kalır, ne oyuncu... Bu yüzden dikkatli olmak lazım. Esir alacağımız kişi anlayışlı ve sevecen biri olmalı, öyle her şeye kızanından, hemencecik kaş çatanından değil. Arada sırada mahsusçuktan oyunumuza katılabilecek ve mızıkçılık yapmayacak biri. Mesela geçenlerde öyle bir esir aldık ki, paha biçilmez. Durun hemen anlatayım. İyi dinleyin ama espriyi kaçırmayın siz de kardeşim gibi.

İkindi güneşi henüz turuncuya dönmemişti. Diğer oyunlardan sıkılınca esircilik oynamaya karar verdik. Ağaçların arkasına saklanıp bize esir olacak kişiyi beklemeye başladık. Arkadaşlarımı iyice uyardım ben işaret vermeden sakın yerinizden ayrılmayın yoksa yersiniz zılgıtı diye. Beklemekten sıkılmıştık ki, uzaktan iki esir göründü. Bir değil iki esir alacaktık demek. Herkes saklandığı yerde heyecanla nefesini tutmuş yaklaşan yolcuları beklerken, aaaaa bir de ne görelim? Gelenler iki cihan güneşi Peygamberimiz Muhammed'le azadlı kölesi Bilal Amca değil mi? Allaaah!.. Yaşamıştık. O tam bizim aradığımız esirdi. Hem kızmaz, hem de mahsusçuktan oyunumuza katılır, bizimle neşelenirdi.

İyice yaklaştıklarında hepimiz: "hücuuum" diye yerimizden fırlayıp, peygamberimizin etrafını sardık ve:

- Sen bizim esirimizsin, bedel vermeden bırakmayacağız seni, hiçbir yere gidemezsin, dedik.

Peygamberim, efendim bizim bu halimize güldü, çok neşelendiği her halinden belli oluyordu. Hemen Bilal Amca'yı evine gönderip ne bulursa getirmesini rica etti. Çünkü çok ciddi bir meseleydi bu. Fidyesiz esir bırakılmazdı. Bilal Amca'nın evden getirdiği yemişleri göstererek:

- Bunları versem beni azat eder misiniz?, deyince hep bir ağızdan "eeeveeet" dedik ve esirlerin en güzelini istemeye istemeye serbest bıraktık. O da bize dönüp gülerek "Kardeşim Yusuf'tan daha ucuza gittim" dedi. Gülüştük ve giderken arkalarından el salladık.

O gün gördüğümüz herkese bu olayı defalarca anlattık. Zaten Medine'de bu hep böyleydi. Peygamberle anısı olanlar "ben bir keresindeee..." diye başlar ve ballandıra ballandıra anlatırdı. Mesela biz çocuklar kendi aramızda çekişirken "bir keresinde peygamber benim saçımı okşadı. Beni de devesine bindirdi. Ne var yani ben hastalanınca ziyaretime geldi, bana hurma verdi. Ohoo onu herkese veriyor, bak beni bu yanağımdan öpmüştü bir keresinde..." diyerek bir türlü paylaşamazdık peygamberimi.

Eve gidince kız kardeşime "bil bakalım bugün kimi esir aldık" dedim keyifle. "Bilmem" dedi benim küçük cadı kardeşim elindeki bez bebeğini uyuturken umursamaz umursamaz. "Yoksa geçen pazarda gördüğümüz iriyarı hamalı mı esir aldınız? Kepçe kulaklarınızdan çekip, sizi ağaca çivileseydi keşke? Dur bakim kulağına dedi." "Yaa yaa sen geç bakalım dalganı, biz peygamberi esir aldık, ama bana kepçe kulaklı dediğin için sana anlatmayacağım" deyince kardeşim bebeğini bırakıp hemen yanıma koştu.

Öyle pişman olmuş, öyle çok yalvarmıştı ki dayanamayıp anlattım. Hem zaten peygamberimin de hoşuna gitmezdi kardeşimi böyle üzmem. Beni dikkatle dinleyip belki yüz kere anlattırdı. Bir de "Aaaa Peygamberimizin kardeşi mi varmış? İlk defa duyuyorum bunu. Kim satmış onu, ne zaman?" diye sormasın mı?

"Bak şimdi" dedim. "Hani taaa önceleri yaşamış Yakup Peygamber'in oğlu olan Yusuf Peygamber var ya... Peygamberimiz ona 'kardeşim Yusuf' diyor. İşte onu daha küçükken kardeşleri çok kıskanmış ve kuyuya atmışlar. Sonra onu bulan kervancılar götürüp köle pazarında satmışlar. İşte ondan 'daha ucuza gittim' demek istiyor peygamberimiz."

"Hmm anladım, gerçekten çok güzel bir komik şakaymış abi" dedi kardeşim ve kıkır kıkır gülmeye başladı. Nihayet kardeşim espriyi anlamıştı ama dilimde yabani hurma tüylerine benzeyen tüyler çıkmıştı.

<- Geri Git

Bu Bölümde Başka Neler Var?
Sen de Katıl Bize
Toplam 4 yorum yapılmış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adın:
Şifren:
[ Ücretsiz Üye Olayım | Şifrem Neydi? ]
İyilikler Antlaşması
Merakettin Amca, biz neden yaşıyoruz?
Serin Selamlar
Meraklı Ce, Sultan Fatih'le Tanışıyor
Kocaman Ayaklı Çocuk: Menta
BeyazBulut Çocuk Ülkesi | © 2005-2026