Anasayfa
Binbir Bulut Masalları
Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana
Deneme Bir Kii
Beyaz Mikrofon
Tavşanlı Makas
Kahkaha Ağacı
BB Kitaplığı
Binbir Bulut Masalları

Hemze'nin Maceraları - 2: Suya Düşen Kurbağalar

Yazan: Mustafa Ökkeş Evren

Sabah Dombili ve Ercüment'le birlikte sokağın başında buluştuk. Elimizde cüzlerimiz, aklımızda bir an önce Kur'an'ı öğrenip bizden küçüklere öğretme arzusuyla camiye doğru yürüdük. Ders yaptığımız alt salona geçtik. Arkamızdan Yusuf Hoca da geldi. Yusuf Hoca'ya iyice alıştık. Biz ona kendi aramızda Şeker Hoca adını taktık. Gerçekten şeker gibi babacan ve şakacıdır. Futbol da oynuyormuş. Bizimle maç yapacağına söz verdikten sonra Beşiktaşlı olmasına bile üzülmedim. En iyi arkadaşım Dombili'nin de Fenerli olmasına çoktan alışmıştım, buna da alışırım. Tabii ki Cimbomlu olsaydı süper olacaktı.

Bugün Şeker hoca bize namazla ilgili bir ayet ve bir hadis okudu. Kur'an'da Lokman suresinde Hz. Lokman, oğluna verdiği öğütte şöyle diyormuş: "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir." Bu ayeti okuduğunda babam aklıma geldi. Babam da evde buna benzer şeyler söylüyordu.

Öğrendiğimiz hadis şöyleydi. Peygamberimiz: "Sizden birinizin, kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kere yıkansa, üzerinde hiç kir kalır mı? İşte, beş vakit namaz sayesinde Allah bütün hataları siler" buyurmuş.

Namaz dinin direğiymiş. Kim namazı terk ederse dinini yıkmış olurmuş. Bunu da Peygamberimiz söylemiş. Bu sözü duyduktan sonra içimde bir sıkıntı oluştu. Dinimi yıkmamalıyım. Bu nedenle namaz kılmalıyım diye içimden bir ses beni uyardı durdu. Namaz kılabilmemiz için önce abdest almamız geriyor. Şeker Hoca bize caminin şadırvanında abdest almasını uygulamalı olarak gösterdi. Çok kolaymış. Hepimiz sırasıyla abdestimizi aldık. Dombili biraz zorlandı haliyle. Ayaklarını yıkarken göbeği zorluk çıkarttı kendisine. Sonunda o da başardı. Bir de saçları sık ve kıvırcık bir arkadaşımız var. Şeker hoca; "Kıvırcık, şemsiye gibi saçların var; bu saçlara yağmur dahi geçmez, başını sen iyi mesh et" deyince yine hepimizi güldürdü.

Sıra bana geldiğinde önce niyet edip besmele çektim. Ellerimi yıkadım. Ağzıma ve burnuma üçer defa su vererek temizledim. Yüzümü çene altından kulak diplerine kadar iyice yıkadıktan sonra önce sağ, sonra sol kolumu dirseklerime kadar yıkadım. Başımı, kulaklarımın içini ve arkasını, sonra ensemi mesh ettim. Son olarak yine önce sağ, sonra sol olmak üzere ayaklarımı yıkayıp abdestimi tamamladım.

"Hocam burada abdest almamız ne iyi oldu, sıcaktan bunalmıştık serinledik" dedim. Şeker Hoca sanki böyle bir şey söyleyeceğimi bekliyormuş gibi "Öyle mi Hemze? Demek memnun oldun. Seni biraz daha memnun edelim, ne dersin?" dedi.

"Nasıl yani Hocam?" demeye kalmadı şadırvanın çeşmesini açtı, bir avuç su alıp yüzüme serpti. Şeker Hoca bunu yapar da çocuklar durur mu? Herkes birbirine su serpmeye başladı. Yüzümüz, giysilerimiz ıslandı. Ercüment "Hocam sudan çıkmış balıklara benzedik" dedi. Dombili, "Yok hocam" dedi, "daha çok suya düşmüş kurbağalara benzedik." Şeker Hoca, "Ama sen daha çok su kaplumbağasına benzedin Dombili" dedi. Sonra o babacan edayla devam etti:

- Evet arkadaşlar abdest almasını öğrenemeyen varsa onu tekrar çeşmenin başına alalım, ona boy abdesti nasıl alınır onu da göstereyim.

Hepimiz abdest almasını öğrenmiştik.

(Devam edecek...)

<- Geri Git

Bu Bölümde Başka Neler Var?
Sen de Katıl Bize
Toplam 1 yorum yapılmış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adın:
Şifren:
[ Ücretsiz Üye Olayım | Şifrem Neydi? ]
İyilikler Antlaşması
Merakettin Amca, biz neden yaşıyoruz?
Serin Selamlar
Meraklı Ce, Sultan Fatih'le Tanışıyor
Kocaman Ayaklı Çocuk: Menta
BeyazBulut Çocuk Ülkesi | © 2005-2019