Anasayfa
Binbir Bulut Masalları
Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana
Deneme Bir Kii
Beyaz Mikrofon
Tavşanlı Makas
Kahkaha Ağacı
BB Kitaplığı
Binbir Bulut Masalları

Kırmızı Korsanlar - 3: Murat, Korsan Dilini Öğreniyor

Yazan: Gülçin Durman

Resimleyen: Halil İbrahim Şan

(Kaldığımız yerden masalımıza devam ediyoruz.)

Gemi, karlı dağların arasından, uzun nehirlerin, çağıldayan şelalelerin, insan yüzü görmemiş ormanların üzerinden geçti. Göçmen kuşlarla uçaklarla yarışarak bulutların üstünde uçtu. Murat hem aniden ortaya çıkan bu yolculuk, hem de bir kazan aşureyi mideye indirdiği için yorgun düşmüş, kamarasında horul horul uyuyordu. Tayfa Kuskus, yavaşça Murat'ı uyandırdı. Kaptan'ın, kaptan köşkünde onu beklediğini söyledi. Murat, Kaptan'ın yanına vardığındaysa, Kaptan Bonbon çocuğu sevinçle karşıladı. Gülümseyerek konuşmaya başladı:

- Sevgili çocuk. Kırmızı Korsanlar olarak aramıza katılmana çok sevindik. Fakat Kırmızı Korsan olmanın da bazı şartları var. Ve sanırım sen bunları yapamazsın.

Murat heyecanla atıldı:

- Nasıl yapamazmışım? Ben macera için doğmuşum Kaptan. Kırmızı Korsan olabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Ama herkesin hayatta yapamayacağı şeyler vardır. Eee, benim de var tabii.

Kaptan Bonbon gözünü kırparak, "Senin yapamayacakların nelerdir çocuk?" diye sordu. Murat utana sıkıla "Sadece bir kaç ufak önemsiz şey işte." dedi. Fakat Kaptan Bonbon üsteledi; "Nasıl yani? Neymiş bu ufak önemsiz şeyler? Cevap versene çocuk." dedi yeniden. Murat zar zor duyulan bir sesle "Kitaplar" diyebildi. Kaptan Bonbon öyle şaşırdı ki neredeyse koltuğundan düşüyordu. Şaşkınlıktan pörtlemiş gözlerle "Hayır. İnanmam. Olamaz. Senin gibi cesur bir çocuk nasıl olur da kitaplardan korkabilir?" dedi. Murat ise "Ben, hem kitaplardan hem de defterlerden hiç mi hiç hoşlanmam Kaptan." diye cevap verdi.

Kaptan Bonbon, kocaman göbeğini hoplata hoplata güldü. "Seni kurtaracağım çocuk." dedi. "Evet, bundan böyle kitaplardan, defterlerden, kalemlerden, ödevlerden uzakta bizimle birlikte yaşayacaksın. Kahraman bir Kırmızı Korsan olup, adını gökyüzüne, okyanuslara yazdıracaksın." diye de ekledi.

Murat mutlu olmuştu. "Yalnız..." dedi Kaptan Bonbon. "Kırmızı Korsan olabilmek için öğrenmen gereken bazı konular var. Eminim ki sen de bunları kısa sürede öğrenir ve yaparsın. Zaten bunlar da çok basit, korsanlıkla ilgili konular." diye devam etti.

Murat, Kaptan'ı heyecanlı bir şekilde dinliyordu. "Öncelikle uçsuz bucaksız gökyüzünde ve denizlerde birlikte çalışabilmemiz için bizim dilimizi çok iyi bilmen gerekiyor." diyerek cümlesini bitirdi Kaptan. Murat gülerek, "Ama Kaptan Bonbon ben zaten sizin dilinizi biliyorum. Yani aslında aynı dili konuşuyoruz biz. Türkçe konuşuyoruz." diye karşılık verdi.

Nasıl cevap ama? Dememiş miydim bu çocuk tembel ama akıllıdır diye.

Murat'ın bu cevabı üzerine kaptan "Ah! Evet evet. Aynı dili konuşuyoruz. Fakat benim dediğim korsan dili. Biz kendi aramızda konuştuğumuz zaman, sanırım sen hiçbir şey anlayamayacaksın çocuk." dedi. Murat "Nasıl?" diye sordu. Kaptan da gür sesiyle "Alberaber!" diye bağırıverdi. Murat korkuyla şöyle bir etrafında döndü. Sağına soluna, sonra da üzgün bir ifade ile Kaptan'ın yüzüne baktı. Kaptan da "Sen, en iyisi güverteye git de, tayfalara temizlikte yardım etmeye başla bakalım. Ne olacağını orada göreceksin." diye konuştu. Murat yüzünü ekşitti. "Kaptan, önce söylesene 'alberaber' ne demek? Sonra güverte de nedir ki?" diye sordu.

Kaptan tatlı tatlı anlatmaya başladı, "İşte sana anlatmak istediğim konu da bu zaten çocuk. Biz şimdi kaptan köşkündeyiz." Dışarıda şarkı söyleyerek temizlik yapan tayfaları işaret ederek, "Orası da güverte." dedi. Sonra küçük bir not defteriyle kalemi çocuğa uzattı. "Sana bir sır vereyim mi? Haaa, bak bunu da kimseye yapmam ha! Eğer söylediklerimi buraya yazarsan kısa zaman içersinde büyük bir korsan olabilirsin." diyerek "alberaber"i, "kaptan köşkü" ile "güverte"yi daha ayrıntılı bir şekilde anlatmaya başladı. Çocuğun yavaş yazdığını görünce, o da yavaş yavaş anlattı. Böylece Murat bilmediği bütün yabancı kelimeleri deftere yazdı. Sonra da güverteye, tayfaların yanına gitti. Yardım etmek istediğini söyledi. Tayfalar uzun bir sopanın ucuna sarılmış kocaman bez ile büyük bir kovayı yanına bıraktılar ve "O zaman sen iskelede çalışmaya başla, sonra da sancağa geçersin." dediler.

Murat öylece bakakaldı. İşte Kaptan'ın dedikleri doğru çıkmıştı. Gerçekten de bu insanlar sanki farklı bir dilde konuşuyorlardı. Çocuğun çaresizce kovanın başında beklediğini gören Tayfa Kuskus durumu açıklamaya başladı. Murat "iskele" ile "sancak" kelimelerini de not etti defterine. Sonra kıpkırmızı burunlu bir tayfa küpeşteye geçmesini söyledi Murat'a. Tayfa Kuskus, bu sefer de "küpeşte"nin ne demek olduğunu anlattı. Çocuk küpeşte kelimesini de ekledi defterine.

O gün sayfalarca kelime yazdı Murat. Sonra gece gökyüzünü seyrederken, Kaptan Bonbon; yıldızları, Samanyolu'nu, Kutup Yıldızı'nı ve dünyanın dört bir yanındaki korkusuz gemicilerin maceralarını bir bir anlattı.

(Devam edecek...)

<- Geri Git

Bu Bölümde Başka Neler Var?
Sen de Katıl Bize
Henüz yorum yapılmamış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adın:
Şifren:
[ Ücretsiz Üye Olayım | Şifrem Neydi? ]
İyilikler Antlaşması
Merakettin Amca, biz neden yaşıyoruz?
Serin Selamlar
Meraklı Ce, Sultan Fatih'le Tanışıyor
Kocaman Ayaklı Çocuk: Menta
BeyazBulut Çocuk Ülkesi | © 2005-2019