Anasayfa
Binbir Bulut Masalları
Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana
Deneme Bir Kii
Beyaz Mikrofon
Tavşanlı Makas
Kahkaha Ağacı
BB Kitaplığı
Hayriye'nin Seyir Bulutu

Meryem Gitmiş!

Yazan: Rabia Gülcan

Resimleyen: Esra Rana

Cama vuran yağmur damlaları, tıpır tıpır sesler çıkartıyorlardı. Bu düzenli ses Meryem'i uykusundan uyandırmaya yetmişti. Gözlerini kısarak açıp pencereye doğru baktı. Hava aydınlanmaya başlamıştı fakat halen sabah olmuş sayılmazdı. Yerinden doğruldu ve şaşkın şaşkın pencereye doğru bakmaya devam etti. "Yağmur" dedi sessizce. Sonra Hayriye'nin yastığının kenarına oturup düşünmeye başladı. Yaşlı nine Şükufe, "ilk yağmurdan önce seni bekliyorum kızım, çok geç kalma sakın" demişti ona. İlk yağmur dediği bu olmalıydı. Çünkü birkaç gündür Hayriye ile birlikte vakit geçirmesine rağmen ilk defa bu sabah yağmur yağdığını görüyordu. Cama vuran damlalar, Şükufe ninenin bu sözünü hatırlatmıştı ona. Eğer Şükufe nine söylüyorsa bir bildiği vardır, hemen gitmeliyim diye düşündü. Fakat bir türlü kitaba doğru gitmiyordu ayakları. Kısa bir süredir onu tanımasına rağmen Hayriye'yi çok sevmişti. Şimdi ondan ayrılacağını düşündükçe kalbinin kırışık bir kağıda döndüğünü hissediyordu.

Vedalaşmak için Hayriye'yi uyandırması gerekecekti. Fakat buna dayanabilir miydi? Hayır, hayır, en iyisi Hayriye'ye bir not bırakmak ve onu uyandırmamaktı. Yağmurun tıpırtısı kesilmek üzereydi ki Meryem ağlamaya başladı. Ağladığını kendi bile fark etmek istemiyordu. Gözyaşları sessizce akarken, o da hafifçe burnunu çekiyordu. Yastığın kenarından kalkıp ilerideki komidine doğru ilerledi. Yataktan komidine geçmek hiç de zor olmadı çünkü ikisi bitişiktiler. Hayriye'nin saç tokalarının kenarından geçerek kitaba doğru iyice yaklaştı Meryem. Kitabın hemen önünde bir su bardağı duruyordu. Bardağa tutunarak etrafını dolandı. Şimdi işte kitap tam karşısındaydı. Geri dönüp tekrar Hayriye'ye baktı. Hayriye tıpkı bir çam kozalağı gibi görünüyordu. Dizlerini karnına çekmiş ve elini yanağının altına koymuştu. Herhalde çok yoruldu diye düşündü Meryem.

Meryem kitabın son sayfasında bir ileri bir geri yürüyordu. O yürüdükçe ayaklarının kalktığı yerde harfler oluşuyor, o harfler saha sonra kelimeleri oluşturuyordu. Meryem düşünüp düşünüp yürüdükçe sanki kalbindeki sözler kitaba akıyordu. Meryem birkaç adım daha attı ve sonra yerinde durdu. Geriye doğru döndü. Şimdi bir noktanın üzerinde duruyordu. Hayriye'ye tekrar baktı ve gözlerini kapadı. İki gözünden de birer damla yaş aktı.

Hayriye kitabın açık olduğunu görünce içi cız etti. Sanki Meryem'in gittiğini hissetmişti. Hemen yatağından fırladı ve elini kitaba uzattı. Son sayfada daha önce okumadığı bir yazı vardı.

Anladı ki bu, Meryem'in veda cümleleridir. Hayriye yağmurla ıslanmış sokağa baktı. Meryem'in gitmesiyle hüzünlenen kalbi, onu tanıdığı için yine de sevinçliydi. "Ne tuhaf, hem hüzünlü hem de sevinçli olmak" dedi. "Sanki bir elimde ateş bir elimde buz var gibi" dedi. Bu benzetmeye güldü. Sonra sevinçle kucakladı kitabı ve tekrar hızla yerinden doğrulup pencereye koştu. "Güneş doğmak üzere. Yapacak ne çok şey değil mi Meryem?" dedi. Halbuki Meryem gitmişti. İçi yeniden cız etti Hayriye'nin. Nemlenen gözlerini kitaba çevirdi ve son sayfasını açtı...

<- Geri Git

Bu Bölümde Başka Neler Var?
Sen de Katıl Bize
Toplam 10 yorum yapılmış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adın:
Şifren:
[ Ücretsiz Üye Olayım | Şifrem Neydi? ]
İyilikler Antlaşması
Merakettin Amca, biz neden yaşıyoruz?
Serin Selamlar
Meraklı Ce, Sultan Fatih'le Tanışıyor
Kocaman Ayaklı Çocuk: Menta
BeyazBulut Çocuk Ülkesi | © 2005-2026